Fatura zekattan düşer mi?

8 Mayıs 2007

Fatura zekattan düşer mi?
Ayfer Karaarslan / ayferbodur@anadolugenclik.com.tr

Elektrik faturasını ödedin mi? Eyvah telefonun da son günüymüş. Anne suyu kesmişler. Doğalgaz almayı unutursan çoluk çocuk donarız bugün. Hepsi günlük olağan cümlelerimiz değil mi? Ne yaparsanız yapın nereye giderseniz gidin faturalar peşinizi bir türlü bırakmıyor. Bir gün bakıyorsunuz su faturası gelmiş ertesi hafta elektrik. Tam birini yatırdım kurtuldum derken hadii bir de öbürü çıktı. Ne var sanki hepsi bir arada gelse bir bankaya bir postaneye koşturma derdi olmasa? Ömrümüzün yarısı kuyruklarda borç ödemek için beklemekle geçiyor. Şimdi diyeceksiniz artık bankalar kartınızdan sizin adınıza faturalarınızı yatırıyor diye. Teknoloji sağ olsun sağ olmasına da benim gibi kimseye güvenmeyip elden yatırmak isteyenler ne yapsın? Biliyorum internetten de çok kısa bir sürede işlem yapabiliyorsunuz. Bilgisayar kullanamayan anne babalar sırf bunun için kursa mı gitsin? Hem korkuyoruz artık. İnternet oltacılarına yakalandınız mı haliniz harap. Kartının şifresini kuzu kuzu verip arkasından ağlamak istemez kimse. Bu yüzden postacıları kolluyoruz. Faturaların son ödeme tarihlerini aklımıza kazıyor, unuttuğumuz zaman eyvah, tüh yakınmalarına devam etmeyi tercih ediyoruz. Son ödeme tarihi demişken o da ayrı bir eziyet. Zamanı kaçırınca bir su bedeli için ASKİ ye, elektrik için de bir zahmet TEDAŞ a kadar yorulmanız gerekiyor. Çünkü postaneler beni bağlamaz politikası uyguluyor. Açma kapama ve gecikme bedellerini de unutmamak lazım tabi.
Verginin vergisi
Devlet vatandaşından (her nedense?) doğrudan alamadığı vergiyi dolaylı yolla almayı tercih ediyor. Faturada bir rakam veriliyor. Bunu ödeyeceksin deniliyor. Ne kadar kullandığımızı ne kadar vergi verdiğimizi bilmeden amenna çekip yatırmaya koşuyoruz. Yahu ben bunu neden ödemek zorundayım? diyemiyorsunuz, eliniz mahkum. Örneğin bir su tüketimi borç bildirim kağıdını inceleyelim, sadece 25 YTL lik harcama yapıp, 45 YTL tahsil edilmek istendiğini görüyorsunuz. Neden? Atık su bedeli, şube yolu bakım ücreti, KDV tutarı, çevre temizlik vergisi… gibi üfürükten teyyâre zorunlu cep boşaltma yöntemleri yüzünden. Daha bitmedi bir alo dediniz anında KDV, özel iletişim ve damga vergisini yüklendiniz. Hele elektrik faturası… Enerji fonu ve belediye tüketim vergisini geçtim. Benim en çok takıldığım nokta TRT payı. Aralarında alakayı bir tek TVyi prize takmakla kuruyorum. Bari ona aktaracağınız parayı başka yerden tahsil edin. Yakında baktılar kırpacak bir yer bulamıyorlar, başımızda bekleyip lambayı kapatmadın, suyu ziyan ettin, onu niye yedin, bunu neden içtin, şuradan geçtin vergileri düzenleyecekler. Verginin bile vergisini almaya kalkacaklar. Neredeyse kazandığımız 100 liranın 70ini vergiye teslim ediyoruz. Ver ver nereye kadar? Nakitin yetmediği yerde kredi kartına başvuruyorsunuz. Onunda faizi, gecikme zammı ve kullanım ücreti derken astarı yüzünden pahalıya geliyor.
En çok alan ülke Türkiye
Dolaylı vergi alımı Avrupada ne kadar düşükse, ülkemizde bir o kadar yüksek. Onlarda yüzde 15-25 arasındaki GSM vergileri Türkiyede yüzde 57lerde. Yani dünyanın zirvesinde. Gelişmiş ülkelerde faturalara sadece KDV yansıtılırken, bizde yüzde 25 ÖTV, yüzde 14 maktu, yüzde 18 de KDV vereceksiniz dayatması yapılıyor. OECD ülkeleri içinde saniyede kullanılan elektrik fiyatında, en pahalı ikinci ülkeyiz. Avrupalı ortalama 5 sente aydınlanırken, biz yaklaşık 10 sente ampul yakıyoruz. Diğer ülkelere göre düşük hıza en pahalı internet ücreti (6 kat) ödeyen de yine maalesef sadece bizim vatandaşımız. Malum bize her şeyi misli misline geri vermek öğretildi. Bu yüzdendir ki Avrupa ve Amerikada otomobillerden hiç vergi alınmamasına ya da çok cüzi bir miktar istenmesine bile şaşırır hale geldik.
Yabancılar daha kolay, daha ucuz yaşıyorlar. Günlük ihtiyaçları faturalarına minimum ücretlerle yansıyor. ABDde kamu hizmetleri çoğu zaman tek kurum tarafından yönetiliyor. Bu da Türkiyedeki gibi ayrı ayrı değil de, elektrik, doğalgaz ve su için sadece bir fatura kesilmesi anlamına geliyor. Bazı evlerde gaz ücretini kiralarıyla birlikte ödeyebiliyorlar. Su bedelleri genelde düşük ve birçok eyalette gayri menkul vergilerinin içinde yer alıyor. Bizim belediye çalışanlarımız çöp almaya üşenirken onlar az parayla çok iş gördürerek garaj girişlerindeki karları bile temizletiyor. Bir şirkete bağlı kalmaktansa telefon sisteminin bölgesel şirketlere bırakılması sayesinde istediği hat ve donatı ile görüşme şansına sahipler. Rekabetle birlikte saatlerce konuşsalar da ceplerine dokunmuyor. Eyaletlerde şikâyetlerini ulaştırabilecekleri ve çözüm bulabilecekleri yerler var. Dilekçe üstüne dilekçe yazıp eli boş dönenlerden değiller yani. Buna rağmen bakıyorsunuz daha fazla ödeme yapmak zorunda değiller. Türkiyede ise yapılan hiçbir faaliyet olmamasına rağmen vergilerde yüzde 90 artış gözleniyor. Ülkemizdeki vergi sistemi dünyanın hiçbir yerinde yok. Avrupada kazanca göre vergi düzenlemesi yaparken, Türk vatandaşından kazanmadığı paradan bile kesinti yapılıyor. Ne kadar çok harcama yaparsa faturaya yüklenen vergi oranı da o derece artıyor. Hatta kendi borcunu ödemesi yetmiyor. Kaçak kullananların beleş keyiflerinin bedeli de dürüst vatandaşın kesesinden çıkıyor. Aslında hocalarımıza sormak lazım. Faturalara giden para zekatımızdan düşer mi? Çünkü vergiye vermekten zekata ayıracak bir şey kalmıyor. Devletin eli vatandaşın boğazında.
Parayı ver, gerisini sorma
Vatandaştan alınan bu paralar buhar olup uçmadığına göre nereye gidiyor? Sorunları çözsün, halk rahata kavuşsun diye hazineden belediyelere tahsilat toplamı üzerinden % 9,25, il özel idarelerine % 1,70 aktarım yapılıyor. Sözde bize yol, su hizmet olarak geri dönecek. Ne hizmeti? Türkiyede ödenen her fatura bize tekrar vergi olarak geri dönüyor. Yollar köstebek yuvası gibi delik deşik. Yamalar artık bir yama daha istiyor. Ebeveynler çocuklarıyla helalleşerek sokağa bırakıyor. Otobüslerde oturmayı bırakın tutunacak bir demir bulursanız ne âlâ. Hele sağlığınızı hiç kaybetmeyin. Pişman olursunuz. Saatlerce muayene kuyruklarında bekler üstüne üstelik bir de azar işitirsiniz. Yoruldunuz iki dakika soluklanayım diye parka girdiniz. Banklar kırık dökük, çocukların oynayacağı oyuncaklar kullanılmaz halde. (Tabii yerlerinde duruyorlarsa.) Herkes kendi kapısının önünü temiz tutmalı mantığı olmasa mahalleler pislikten görünmeyecek. Logarlar yıllar önce işlevini kaybetmiş. Alt yapı perişan. Yağmur yağdığında birçok ev sulara gömülüyor. Bir de kar bastırmaya görsün. Tuzlama ekipleri gelip görevlerini yapana kadar en az 5 araç kaza yapıyor. Ya da kaza sayısı her saat başı artıyor. Çünkü beklenen ekip bir türlü gelmiyor. Kaldırım taşları normal insanın yürümesine müsaade vermiyor, özürlülerin dışarı çıkması engelli yarışı göze alması demek. Sık sık kesilen elektrik su da cabası. Bakım için para almasını bilenler icraata gelince fos. Kopan teller birinin canını yakmadan, açılan çukurlar birileri düşmeden kapanmıyor. Doğalgaz boruları değişmeyince bomba gibi patlıyor. Üstelik enerji kaynaklarımızı kaybetmek üzereyiz. Say say bitmek bilmiyor. Hikaye baba- oğul hikayesine benziyor. Vatandaş devlete neredeyse bir bağı bağışlıyor. Aldığı bir salkım üzüme denk düşmüyor.
Biz nerde yanlış yaptık?
Ne olacak bu ekonominin hali bilmiyorum. Bildiğim tek şey eğer bu şekilde “şu vergisi, bu vergisi” gibi trajikomik nedenlerle milletin omzundaki yükü artırırlarsa, hüsrana uğrayacaklar. Yer çekimi kuvvetini de düşünmek lazım. Çünkü kimsenin dayanacak gücü kalmadı. Artık dolaylı vergilerin düşürülüp, kazançtan elde edilen vergilerin yükseltilmesinin zamanı geldi de geçiyor. Gereksiz, ahlaksız adetlerini örnek aldığımız yabancı ülkeleri neden biraz da bu yönleriyle taklit etmiyoruz? Zaman durup izlemek zamanı değil. Vergi kanunlarımız alarm veriyor. Yazılması ve düzenlenmesi için yeniden çalışmaların bir an evvel başlaması gerekiyor. Bu haliyle kendi içinde o kadar çok çelişiyor ki bir maddeye uysanız öbürüne göre cezalandırılıyorsunuz. Kaçakçıların ellerini kollarını sallaya sallaya gezmesi de cabası. Yapılacak çok iş var. Konuşmakla, yazmakla bitmez. Uzun lafın kısası herkes gibi kayıt dışı ekonomi de hasretle kayıt altına alınacağı günü bekliyor.

Entry Filed under: dergiden. .

Leave a Comment

Required

Required, hidden

Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Merhaba

paylaşımlarımızı buluşturmak için
    ustagd.gif

Son Yazılar

Popüler Yazılar

Son Yorumlar

ilke on ÇANAKKALE ZAFERİ YARIŞMASI SON…
ilke on ÇANAKKALE ZAFERİ YARIŞMASI SON…
esra on HATiM EKLE
ramazan yucel on 57. alay sancağımızı geri…
Fatma ÇAPRAZ on iLETiŞiM

c

Sayfalar

Arşiv

bağlantılar

 

Mayıs 2007
M T W T F S S
« Apr   Jun »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

haberler

RSS son dakika

Meta

ziyaret sayısı

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ

    agd-logok.jpg

ANADOLU GENÇLİK DERGİSİ

HATİM EKLE