Yeni Osmanlıcılık

25 Nisan 2007

Yeni Osmanlıcılık
“Yeni Osmanlıcılık”ın kitapta yeri var mı?

Kenan Çamurcu / kenan.camurcu@fikritakip.com

Türkiyede siyasal akımları inceleyen tüm araştırmalar, geleneği bulunan üç ana damardan sözederler: İslamcılık, Milliyetçilik, Batıcılık. Yirminci yüzyılın başlarında, henüz imparatorluklar çağının sürdüğü dönemde kuşkusuz bu akımların hem muhtevaları bugünden çok farklı, hem de bu akımların içinde yer almış isimler günümüzdeki profillerden hayli farklıdır. Konuyla ilgili araştırmalara bakıldığında kimi isimlerin bu akımlardan herhangi birinde olduğunu görmenin şaşırtıcı gelmesinin önemli nedeni, hep sözkonusu akımların bugünkü anlamlarını geriye doğru yürütüyor olmamızdır.
Sözgelimi bugün “Yeni Osmanlıcılık” olarak boy gösteren fikrin, Büyük Ortadoğu Projesi ile kurduğu politik bağlara ve bu projeye Osmanlı bağlamını yakıştırmasına bakınca onu hangi ana damarın içine yerleştirebileceğimize karar vermekte güçlük çekebiliriz. ABD öncülüğündeki Batı ile olan içiçeliğine bakınca safkan bir Batıcı akım olduğunu söyleyebilir, Ortadoğu ve İslam dünyasının diğer bölgelerindeki sorunlara duyduğu ilgiye bakarak İslamcılık kırması bir akım olabileceğinden sözedebilir, Türkiyenin özellikle Ortadoğu ve onun daha Doğusuna yönelik hegemoni geliştirmesine dair yaklaşımlarına bakınca da tartışmasız milliyetçi bir fikir olduğunu düşünebiliriz.
“Yeni Osmanlıcılık”ı tartışma konusu yapmamızın haklı sebebi, AKP hükümetinde dış politikaya damgasını vurmuş olması ve Bush yönetimiyle stratejik ittifak koruması altında Türkiyeyi sonu belirsiz maceralara sürüklemiş bulunmasıdır. AKPnin 2002de başlayan kibirli iktidarına ilişmeden önce bir fikir olarak varlığını sürdüren bu yaklaşım, fikir halinde kalmaya devam etseydi belki dönüp bakmak bile gerekmeyebilirdi. Fakat hikmetinden sual olunmaz kudretteki bir iktidar döneminde, tartışmaya kapalı bir sevk ve idare usülüyle ülkenin dış politikasında dizginleri ele geçirince, başka pek çok güç merkezinin reflekslerini ayaklandırması gibi, pekçok kişinin duyarlılığının da sinir uçlarına dokunmuş oldu.
Bu hissiyat, kuşkusuz ortalama vatanseverin göstereceği ilk tepkidir ve Türkiyenin BOP dairesinde akıl almaz roller için yüklenici olmasına kadar varan sapmanın, “Yeni Osmanlıcılık” adıyla da olsa İslamcılık hesabına yazılmasına itiraz etmek gerekir.
“Yeni Osmanlıcılık”ın, İslamcılığın başlangıç dayanaklarına benzettiği çıkış analizlerinde cumhuriyet Türkiyesi´nin nevzuhur ve köksüz bir devlet olmadığı, öyleyse üzerinde bin yıldır Müslüman milletlerin yaşadığı anadolu topraklarının tarihsel, kültürel ve stratejik mirasına yaslanmak gerektiği düşüncesi esaslı yer tutuyor gibi görünüyor. Buradan bakıldığında nevzuhur ve köksüz bir akım olarak “Yeni Osmanlıcılık”, İslamcılık tarihini sadece meşruiyet krizini gidermek için kullanıyor, bu geçmişi kendisi için tarih oluşturmada istihdam ediyor. Bu nedenledir ki, laik elitler tarafından İslamcılıkla suçlandığında İslamcılık tarihiyle bağını o anda kesiveriyor, BOP menfaatlerine hizmet üretmekle itham edildiğinde ise İslamcılık bağından söz ederek argüman üstüne argümanla vicdanları dövüyor.
Fakat herşeye karşın “Yeni Osmanlıcılık”ın çözemediği temel sorun, benzeri fikirleri daha önce güçlü bir politik dille savunmuş Erbakanın neden bugünkü sonuçlardan çok farklı neticelere varmış olduğudur.
Türkiyeyi Ortadoğunun ve hatta İslam dünyasının merkezine yerleştiren Erbakanın fikirleriyle, aynı şeyi savunan “Yeni Osmanlıcılık” birbirine benzememek bir yana, neden birbirinden apayrı siyasal ve uluslararası sonuçlar doğuruyor?
Erbakan, Türkiyeyi İslam dünyasının merkezine oturttuğunda buna tepki göstermek bir yana, aksine bu anlayışı saygıyla selamlayan liderler ve milletler, “Yeni Osmanlıcılık” aynı şeyi yaptığında neden tedirgin oluyor ve kutuplaşmanın bir yerinde yeralmaya ihtiyaç hissediyorlar?
Bu sorunun ilk cevabı, Erbakanın Türkiyeyi büyük İslam ailesinin bir parçası görmesi ve ülkenin gücü ve enerjisini bu ailenin hukukunu savunmak için seferber etmek istemesi; buna karşılık “Yeni Osmanlıcılık”ın, büyük İslam ailesinin Türkiye için seferber olmasını beklemesi ve elindeki imkan ve kabiliyetleri, bu tanımlanmış jeopolitiğin gerçekleşmesi yolunda harcamasını istemesidir.
Bu, yıllar önce İmam Humeyninin sorduğu soruya benzer bir durumda olduğumuzu işaret ediyor: İranı mı İslam için istiyoruz, yoksa İslamı mı İran için?
Erbakan, Ortadoğuya ve İslam dünyasına hegemonik değil, kardeşçe ve eşitler arasında birinci olmayı teklif ederken, “Yeni Osmanlıcılık” aynı dünyaya hegemonik bir anlayışla bakıyor ve dayattığı hiyerarşinin kabul edilmek zorunda olduğunu iddia ediyor.
“Yeni Osmanlıcılık”ın 5 yıllık iktidarı boyunca Ortadoğuda kuşku ve tepkiyle karşılanmasını hazmedemeyen doktrin sahiplerinin soluğu Sünnicilikte almaları ve “yükselen Şii jeopolitiğine karşı Sünni blok” tezleri geliştirmeleri biraz da umduklarını bulamamanın öfkesiyle olsa gerektir.
Ortadoğu, Erbakanın yaklaşımlarına nasıl kucak açtıysa, “Yeni Osmanlıcılık”ı da o oranda itmiş, bünyeye aykırı bulmuştur.
Dünyanın hiçbir gücü Erbakanı ABDnin Ortadoğuya nizam verme projeleri içine dahil edemedi, edemezdi. Fakat “Yeni Osmanlıcılık”, sağ/muhafazakar tavrın en alt düzeylerinden süzülüp gelen bir refleksle, dayanılmaz iktidar tutkusunu doyurmak için kendini kolayca Genişletilmiş Ortadoğu Projesinin kucağına atıverdi.
Bu sebeple “Yeni Osmanlıcılık”ın Ortadoğuda tutunması da asla mümkün olmadı. AKP iktidarından uzaklaştığında böyle bir fikrin bir zamanlar iktidar olduğu hatırlanmayacak bile.
“Yeni Osmanlıcılık”, Bush hükümetinin “yeni muhafazakarlık”ından pek de farkı bulunmayan bir deneme olarak tarihin kayıtlarında yerini aldı ve günün birinde Türkiyenin başına ne gaileler açtığı ortaya ayrıntılarıyla dökülecek. Ne tarihsel İslamcılık, ne Batıcılık, ne de milliyetçilik bakımından “Yeni Osmanlıcılık”ın kitapta yeri var mı?

Entry Filed under: dergiden. .

1 Comment Add your own

  • 1. enes sezgin  |  23 Şubat 2009 at 11:27 pm

    Bu adam elinden makamı alındıktan sonra bir numaralı Tayyip Erdoğan düşmanı olan zamanında ve halen içinde Milli Görüşe en azılı düşmanlığı ve hakareti, saldırıları yapan omurgasız adamdır. bunun başında olduğu dergi ve yayın grubu incelendiğinde görülecektir.

    Buna rağmen nasıl olur da böylesi yerlerde buna yer verilebiliyor şaşıyoruz!

    Yanıtla

Leave a Comment

Required

Required, hidden

Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Merhaba

paylaşımlarımızı buluşturmak için
    ustagd.gif

Son Yazılar

Popüler Yazılar

Son Yorumlar

ilke on ÇANAKKALE ZAFERİ YARIŞMASI SON…
ilke on ÇANAKKALE ZAFERİ YARIŞMASI SON…
esra on HATiM EKLE
ramazan yucel on 57. alay sancağımızı geri…
Fatma ÇAPRAZ on iLETiŞiM

c

Sayfalar

Arşiv

bağlantılar

 

Nisan 2007
M T W T F S S
« Mar   May »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

haberler

RSS son dakika

Meta

ziyaret sayısı

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ

    agd-logok.jpg

ANADOLU GENÇLİK DERGİSİ

HATİM EKLE